Aile olmak…

Doğum  fotoğrafları ,bebekler ,çocuklar ve aile fotoğrafları ….

Fotoğraf , benim için hobi olmaktan çıktığından beri işimin en ağırlıklı konuları bunlar .

Yaşanan özel günlerin hikayesini yazmak fotoğraf kareleriyle .

Hiç tanımadığınız kişilerin hikayesini yazmaktan bahsediyoruz bazen ,hikaye yazmak o kadar kolay değil eğer bu konuda sizi derinden etkileyen bir kendi hikayeniz yoksa .

Kişilerin bir bakışından ya da sohbetlerimizden önce kafamda yazıyorum hikayeyi sonra da onlara ve kendime anlatmak için basıyorum deklanşöre ama galiba en çok kendi hikayemi yazıyorum her seferinde .

Doğumlar zaten her biri ayrı mucize ,ayrı heyecan .

Bebeklerin masum minicik suratlarına  bakmaya doyum olmuyor .

Ama en çok içimi titreten aile fotoğrafları …

Eskiden her ailenin mutlaka  bir hatıra fotoğrafı vardı hani mahallenin stüdyosunda çekilmiş ,şimdi vakit yok ya artık herkes koşturup duruyor bir yerlere ,onun yerine cep telefonlarıyla binlerce fotoğraf çekip hapsediyoruz bilgisayarlara onlarda silinip gidiyor zaman içinde .

Stüdyolar eskisi gibi aile fotoğrafları çekmiyor ki artık ondan mı vazgeçtik acaba ya da hep çekirdek aile yaşamları biri çekse öbürü yok karede boşver sonra deriz de kalır o çekilemeyen fotoğraf kafamızda.

Sonra mezuniyetlerde ya da  düğünlerde falan bir gayret saldırır şöyle okkalı bir aile fotoğrafımız olsun diye çektiriveririz o kargaşada birkaç poz  elimizi kolumuzu nereye koyacağımızı bilemeden .

Stüdyoya ya da özel mekanlara ihtiyacımız yok aslında aile olmak için ,

Hani öyle özel bir günde olmasına da gerek yok , evde keyifli bir pazar kahvaltısının ardından birbirine sarılıveren anneler babalar ve çocuklar .

Ya da torun ve evlat sevgisi gözlerinde şimşek gibi çakan dedeler ananeler babanelerin de olduğu An’lar.

Farkettim ki Aile fotoğraflarını çekerken çocuk gözüm çocuk yüreğim iş başında hep

Ailenin çocuğu gözünden bakıyorum fotoğrafa …

O çocuğa öyle bir kare kalsın istiyorum ki hiç unutmasın o sıcaklığı ömrü boyunca …

Sonraları yuvadan uçup gidince , herkese  başka yollar çizse de hayat ,

O kareye bakıp güvende hissetsin kendini diye…

ilknur -Ocak2011

Facebook Twitter Email

Duru&Nehir

Bir arkadaşım beni doğum fotoğrafçısı olarak hediye etti O’nlara ,

O’nlar mı bana hediye ben mi O’nlara ?

Çok sevdim Nilay’ı ilk gördüğüm anda.

Bostancı sahilinde ilk tanıştığımız gün karnındaydı henüz Duru ve Nehir .

Ben yeni yeni doğum fotoğrafçılığı yapmanın heyecanı ile

ne yapacağını bilemez bir durumda nasıl davranacağım derken ,

Nilay’cım pırıl pırıl gözleriyle karşılayıverdi beni.

Kısa sorularla ,acısına tuz biber ekmeden anlamaya çalıştım hikayesini

Nilaycım , kızlarını bekliyordu heyecanla

”Erken bıraktı beni Muratcım” dedi

Zaten geç bulmuşlar birbirlerini ilk gençlik zamanlarındaki kısa flörtün sonunda

herkes kendi yoluna gitmiş.. 1 yıl önce kadar tekrar kesişmiş yolları ,

gerçek aşkı bulduklarının inancıyla yuva kurmuşlar .

Gençlik yıllarının o toy halini atlatmış iki yetişkin bir de bebekler geliyor

heyecanıyla iyice sarılmışlar birbirlerine ,

Kütt !! diye gidivermiş bir gün Murat

Hiç hazırlamadan …

O an karar vermiştim O’nları hiç bırakmamaya

O’nlarda beni bırakmazsa ..

Sanki kızların babalarına “göz “ olacaktım ,yavrukuşlar büyürlerken

Her An’larını babalarına gösteren olmak için seçtim kendimi .

Bir yandan da her ay O’nları ziyaret ederek sanki eksik kalan bir

yanlarını dolduracaktım haddim olursa .

O’nlar da benim hayatımı dolduruyorlar aslında .

Hem arkadaşım, hem 3 yıldır göremediğim kardeşim gibi Nilay ,

Her ziyaretimde uzaktaki anneciğim’in kurabiyelerini hatırlatan ,

mis gibi pamuk gibi Semiha teyze,

Şimdiden zıpır Nehir ,Mağrur Duru ‘nun teyzesi oluyorum

Hepsini çok seviyorumm.

Şubat ,2010 -İlknur Atalkın


Facebook Twitter Email