“Your life is not my life ” mı acaba ?

Ne zor , ne yoğun , ne karmakarışık bugünler …

Kim demişse “Your Life is not my Life ” ben de alıp asmışım bir zaman , hep durur çalışma masamda .

Güç aldığımı hissederdim bu laftan , rüzgar savurur bazen biliyorum da yine de “It’s my life” modumu pek sevdim ben hep ,

sadece Ben olunca tabii  ama konu Biz olunca ” My life is totally yours ” yani :)

Biz olunca , hayatımız yuvamız huzur bulduğumuz evimiz ya ve biz sürekli taşınıp duruyoruz ya  ,

çok herşeyin üste üste geldiği bir dönem oldu bu sefer ; Dağıldım , yoruldum , sıkıldım …

Kızımı özledim , ilk kez doğum günününü birlikte kutlayamadık , İzmir’e gidecek diye çok sevdiği arkadaşlarıyla ve sayesinde bizim de çok sevdiğimiz aileleriyle sahte tarihli bir kutlama günü yaptık ama 25 Haziran sabahı ilk onu ben öpemedim ya

Oglum bize bir sürpriz yaptı da hayatının ilk bütünlemesine kaldı ve koliler arasında ders çalışıp bizi şaşırttı ama aklı da başına geldi ya

Söz verdiğim tüm işlerin  tam da bu zamana denk gelmesi ve isteyip de koşamadığım başka işlerin sıkıntısı da içimi sardı ya

Yeni kurduğum dostluklarımı geliştirmeye ,

eski can dostlarımı aramaya sormaya zaman bulamadım ya ,

Kardeş ne demekmiş hissettiğim Yeşo’m bile 40 oldu da 3yıldır  sarılamadım ya yine

Annem Babam hep telefonun bir ucunda bile olsa ” İyi ki varlar ” dedim ya bir kez daha

Şimdi ben kızımın odasının dolabının kulbunu , oğlumun çalışma masanının boyunu , Cemo’nun iş seyahatı valizini hazırlayayım da

“Whose life is this life” yani    for a while ….

Facebook Twitter Email

Ayça ve Özlem’den Yenidoğan Kuzular

Minicikler , evlerine yeni gelmişler ama daha annelerinin karnında gibiler :)

Sevgili arkadaşlarım Doğum fotoğrafçıları  Özlem Turan ve Ayça Oğuş yenidoğan çekimlerini artık doğum ve aile fotoğrafçılığından ayrı başlı başına bir alan olarak yapıyorlar .

Fotoğrafı meslek olarak yapmaya başladığımdan beri , her sektörde olduğu gibi burda da bir çok “en iyi ben yaparım”, “önce bendim sen taklit ettin” lerle dolu bir dolu muhabbete şahit oldum ,

ama demiştim ya ben bu işe başladığımda hayatta yaptığım en iyi kariyerin ailem ve çocuklarım olduğuna karar vermiştim ve umrumda değildi kavgalar …

Taklit etmek değil ama feyz almak istediklerim oldu , beceremediğim öğrenmek istediklerim oldu , yardım istedim   olurlarsa çok mutlu oldum ,olmazlarsa da 1 gün değil 3 gün sonra öğrendim .

Özlem ve Ayça bu süreçte her zaman destek olan , paylaşımlarını esirgemeyen meslektaşlarım  :)

İşini iyi yapanlar çoğaldıkça hep beraber çoğalacağımıza inanalardan ikisi de

Yenidoğan Fotoğrafları ile ilgili neler dediklerini , nasıl çalıştıklarını kendi yazılarından okuyun ;

http://www.aycaogus.com/yenidogan-bebekler-im-iz/

http://www.ozlemturan.com/ozlem-ile-aycanin-birtaneleri.html

Türkiye ‘de yapan varmıydı ya da çok az vardı sanırım , konseptli bol çiçekli , ilginç kovaların içinde , ya da fotoğraf olsun diye eminim bebeğe eziyetle çekilmiş fotoğraflar izlemiştim .

Ama Ayça ve Özlem’in bugün duyurduğu ve fotoğraflarından anlaşılan tarz çok daha sade , bebeğin huzuru ve sağlığı ön planda tutularak yapılmış ne güzel ne doğal fotoğraflar .

Bebek ya güzel nasıl olsa , ışık da varsa tamamdır değil o kadar uğraş gerektiriyorki geçen hafta mecburi bir yenidoğan çekiminde bulunmak durumda kaldığımda anladım .

Ciddi hazırlanmalı , zaman ayırmalı , aileyi iyi tanımalı , size güvenmeli , o ufacık kuzucukla çok rahat çalışabileceğiniz bir ortamınız olmalı

Bu fotoğraflardan sonra doğumdan sonra yenidoğan çekimleri çok istenecek ; aile çekimlerinize gelirim

ama “yenidoğan fotoğrafları “isterseniz acele edin Ayça ve Özlem’den randevu alalım ben tecrübeleninceye kadar :)

Tebrikler Ayça ve Özlem , gurur duydum , bayıldım , çok sevdim , bir daha doğurmak istedim :)

31.05.2011 -İlknur Atalkın

Not : Yukarıdaki fotograf ilk günlerinde  olan bir bebiş değil  doğumuna şahit olduğum benim kuzularımdan İpek :) büyüdü ama hala kuzu :)

Facebook Twitter Email

17…17…17…23 Nisan…

17 yıl önce bugün evlendik …

Özel bigün olsun da hiç unutmasın demiştim şakadan ,

erkekler unutur bi’süre sonra evlenme yıldönümünü diyenlere ,

Tüm seceremizi , anamızı babamızı , dedemizi ninemizi , çocukluğumuzu evimizin duvarlarına asmıştık ,

Köklerimizle başlayalım hayata kök mi salalım istemiştik ki ?

23 Nisan olunca hiç unutmadık evet ,

Hep bi’ telaş vardı evde çocuklar günü ya , bizim de günümüz hep çocuk coşkusuyla geçti …

En güzel hediyemiz her 23 Nisan sabahı çocuk neşesiyle uyanmak bayramlara koşmak oldu .

Arkada ikimizden de birkaç kuşak ,karnımda ilk gözağrımız Doruk’um ;

Ne kadar uzaktı 17 yıl evlilik , şimdi sanki 17 gün olmuş gibi …

İşin kötüsü 23 Nisan kutlama yaşı da geçiyor artık bizimkilerin Doruk artık yok törenlerde liseli ya :)

Derin’inimin katıldığı bir törendi bugün , 1 sene sonra sonra o da liseli olunca N’aparız biz ! unuturmuyuz yoksa :)

Yok  yok biz unutmayız bizim günümüzü de ,

Türkiye hiç unutmasın 23 Nisan’ları , hep gülsün ,hep umutla baksın tüm çocuklarımız geleceğe …

Her bayram söylesinler şarkıları , tüm yaşanan olumsuzluklara rağmen yılmadan hatırlatsınlar “Büyümüşler”e

Bütün dünya buna inansaaa ,bir inansaaaa

Hayat bayram olsaaaaaaa

İnsanlar hep elele tutuşsa ,birlik olsaaa, uzansak sonsuzaaaa…


Çocuklardan dinlemek için TIK’ınızdrn23nisan

ilknur, 23.Nisan 2011

Facebook Twitter Email

Dünya Emekçi Kadınlar Günü

08 Mart…

Dünya Kadınlar Günü adıyla tüm kadınların kutlama günü haline dönüşen  Dünya Emekçi Kadınlar Günü …

Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1857 de Amerika’da bir tekstil fabrikasında daha iyi şartlar için greve giden 129 işçi kadının fabrikaya kilitlenmesi ve çıkan yangında kurulan barikatlardan kaçamayarak can vermeleri ile gündeme gelmiş .

Kadınların haketikleri gibi bir  yaşam kazanmanın bedelini  yaşamları ile ödedikleri bugün ,

Tüm Kadınların Günü değildir bence …

Kadın ya da Erkek olmak farketmeden önce insan olabilmeyi bilerek ,

Emeğe saygıyı , her insanın özgür yaşama hakkını bir kez daha hatırladığımız bir gün olsun bugün …

Sadece kadınız diye değil ;

Sömürüye başkaldırabilen ,

Özgürlüğünün peşini bırakmayan ,

Hakkını arayabilen ,

Doğuran, doyuran, üreten , paylaşabilen ,

Kendisine ve dokunduğu hayata anlam katabilen kadınların hergünleri kutlu olsun…

İlknur , 08-Mart-2011

Facebook Twitter Email

” İyi ki doğurmuşum” demeyen Anne var mıdır ?

Vardır tabi ..Var tabii …

Anne olup da ” Doğurmaz olaydım “diyen de vardır ,

Doğurmadan da “anne” olabilen nice insanlar da …

“Sadece doğurabileme özelliği ile sınırlı olsaydı keşke annelik  ”

diye devam eden bir sürü düşünce varken aklımda başlık bu benim için bu akşam :)

Doruk’um …

Yarın doğum günü …

Geldi geliyor ,1 oldu 2 oldu 3-4 – 5 derken 15 biter mi ? ne çabuk  !

Her zaman çok çok özeldi doğduğu günler çocuklarımın,  ama Doğum fotografçılığına soyunduğumdan beri kelimeler yetmedi eski albümleri bir kez daha karıştırır oldum.

Hiç gözümüzünden gitmez sanıyoruz ya O An’lar ,gidiyor aslında , çok çok seviyoruz ya hiç unutmayız sanıyoruz O minik suratları .

Unutmuyoruz tabii taa içimize kazınıyor her gülüşü ,her bakışı yavrularımızın , ama eski fotoğraflara dönüp baktığımızda nasıl da hayretler içinde kalıyoruz bazen …

“Çok fotoğraf çek” demişti o zamanlar da bir büyüğüm “Unutuyosun sonra bu hallerini “,

Nasıl kızmıştım içten içe ” İnsan unutur mu hiç bebeğini ! “

3 haftalık falandı ,ilk kez bebeğimle sokağa çıkışım  ,

Nasıl keyiften uçtuğumu hatırlıyorum ne özenle hazırlandık ;

Karşıyaka Çarşısı’nda herkes bizi bekliyordu sanki :) ne alaka hiç kimsenin umrunda değildik tabi

Doğum izni bitmesine 1 hafta kala oturup gözümü ayırmadan izlemiştim oğlumu

N’olur N’olmaz diye düşünmüştüm , silinmesin hafızamdan .

O zamanlar bir gün bıyıkları sakalları falan çıkacak birini doğurduğunu idrak edemiyosun tabi, bebeğin ya :)

Bu fotoğraf o günden kalma sanırsam,Öyle dalıp gitmiştim bebek kokulu odada saatlerce …

Büyümeye başladı Doruk’um ,hem kendini hem bizi büyüttü

Biz O’na bir şeyler öğrettiğimizi sanırken O bize çok şey öğretti .

Ben ; – Deli bu kadınlar hiç işleri yok hemen doğuruyolar yetmiyor bi daha doğuruyolar

diye atıp tutardım.

Nasıl oldu da  karar verdik hala şaşarım ama “İyi Ki ” dediğim  Derin’im gelince

sanki ” Abi” olmak için gelmiş de kardeşini bekliyormuş gibiydi Doruk’um …

Kardeşini ilk kucağına aldığında O nasıl tutacağını bilememişti de ben sanki bilmiştim 3 günlük bebeği 2 yaşında “Abi”nin kucağında nasıl tutturacağımı :)

Bir de yanına oturtup Onunla oynasın diye bütün oyuncakları halıya döküp beklerdi ,kardeş ya oynamak için gelmedi mi bu yanına “E hadiydi yani artık ! “


Oynadılar oynattılar bizi…

Bazen deli ettiler, bazen maymun ettiler ,

Ama en çok en çok Mutlu ettiler :)

İyi Ki Doğdun Doruk’cum ,İyi Ki geldin dünyamıza

Hep Umutlu , Hep Mutlu , Hep Sağlıklı Yaşa !


ilknur – 04.03.2011

Facebook Twitter Email

İTALYAN AŞKI

Gerçekten aşkla yapılan her iş , hayalinin ötesinde bir yerlere taşıyor insanı

Sevgili arkadaşım Zeynep Braggiotti ‘nin İtalyan Aşkı kitabı çok güzel bir örneği bunun .

Kitabın adı İTALYAN AŞKI , ama ne aşk’lar var içinde ;

İtalyan Aşkı , Annelik Aşkı ,Mutfak Aşkı ,Aile Aşkı , İzmir Aşkı

bu kadar aşkla ortaya çıkan bir kitabın başarsız olması mümkün müydü zaten ?

Tüyap Kitap Fuar’ında ilk tanışmanın ardından D&R imza günleri ,her gün biraz daha dikkat çeken İtalyan Aşk’ının imza günlerinde yanında olamadım arkadaşımın ama D&R ‘a kitaba almaya gittiğimde önce rafların önünde durup seyrettim gururla ve resmen okşadım sayfalarını :)   insan gerçekten büyük onur duyuyor  sevdiklerinin başarıları ile .

Mutfak ve annelik kısımlarında çok beraber değildik Zeynep’le ben onu bankacı ve Roberto’suna aşık Zeynep olarak hatırlıyorum hep .

2001 kriz’inden sonra yavaş yavaş dağılan bizim banka grubunun en Can’larından Zeynep .

Kimimiz başka sektörlere ,kimimiz başka şehirlere ,kimimiz bu bahane  ile çocuklarımıza zaman ayırmanın vaktidir deyip evlerimize sığındık .

Kızına mantar çorbası yapmak için yemek tarifleri ararken başlayan Zeynep ‘in hikayesi tüm hızıyla devam ediyor şimdilerde

En son aldığım haber ;Dünyanın en prestijli yemek ödülleri organizasyonu GOURMAND ,3 mart 2011 de Paris’e davet ediyor .

Akdeniz mutfağı kategorisinde dünyanın en iyi 4 kitabı arasında İtalyan Aşkı ! , 1.olarak dönecek gibi :)

E ben gurur duymayım arkadaşımla da ne yapayım :)

Bugün okuduğum yazı da “Başka şehirlerde yapamayız biz İzmirliler

Özleriz İzmir’in rehavetini ve rahatlığını ,köklerimize bağlıyızdır , döneriz şehrimize ” sözlerini okuyunca

o tanıdık yumruk oturdu yine boğazıma bu soğuk İstanbul akşamında  :(

Dönücem ben de bir gün güzel İzmir’ime…

Yolun açık olsun Zeynep ,hep Aşkların hayal bile edemediklerine götürsün seni !


İlknur Atalkın ,Ocak 2011

Facebook Twitter Email

Melekler-Cadılar-İçimizdeki Bizler…

Küçük Cadılar ,bir o kadar da Melekler  kızımın yaş grubu 13′ler …

Bir iki hafta önce Derin’imin arkadaşı Dilhan’ın pijama partili doğum gününde biraraya geldi

Hem Melek hem Cadılar :) ( melek ve şeytan denir ya onlar şeytan değil Cadılar :) )

Harika hissediyorum kendimi Onlarla , Pijama partisi olunca “Pijamalı Fotoğrafçı Anne “moduyla hem eğlendim hem ben de 13 oldum tekrar sanki…

11′den sonrası başka bir dünya;

Kız olsun erkek olsun (Oğlum ve Oğlumgibigiller la ilgili yorumlar daha sonra :) )

11′den sonra nereye kadar bilmem ,ama bence 20′ye  kadar gibi  Melek mi Cadı mı olmaya karar verme öğrenme yaşları,

Ya da bazen Melek bazen Cadı olabilmeyi öğrenmek, ya da öğrenmeli mi ?

Ama kesin olan bir şey var ki hissettiğim ;

Ne kadar Melek’sek o kadar Cadı ,ne kadar Cadı’ysak o kadar Melek’iz biz kızlar …

Büyüdüler ya artık ;

O şirin poposundaki  kurdelalı donu ya da minicik pamuk elleri ,oyuncaklar falan yok tabi duygularımı anlatacak :)

Ya da anlatacak şey çok da  rızası olmadan anlatmak kolay değil öyle bebeklikteki gibi …

Suratlar da o kadar pürüzsüz değil ,kapatıcılar yok, makyaj yok , sivilceler, gereksiz lekeler rahatsız etmeye başlamıştır yavaştan ,

ama yine de  nasıl parlak gülen yüzleri,ışık saçan gözleri

Bu dönemde kankalık (yok kanki deniyordu galiba şimdilerde )çok önemli !

Sonuna kadar dost olmak,birlikte uyumak ,birlikte ders çalışmak , anne-baba ‘dan önce kanki’lerle paylaşmak sevinci de derdi de

Sonra çılgın olmak ;bu yaşta yapabildikleri tek çılgınlık ;

Aynı evde kalıp sabah kadar uyumadan film izlemek vs olsa da 21:30′da  uyumamak bile bir özgürlük .

Bir de ayna önünde portre pozları varki dünyanın en top modellerini fotoğraflasam bu kadar keyif almazdım sanırım .

O’nlar büyürken biz de bir kez daha büyüyoruz kızlarımızla sanki bu yaşta kızı olan Anneler .

 

Melek görünüşümüz altındaki Cadılığımızı ,

Ne kadar Cadılaşsak da Melek tarafımızı  hatırlatıyorlar bize …

Sonra bizde takıp kırmızı  kulakları 13 oluyoruz kızlarla :)





Facebook Twitter Email

Dost Yaşam

Dost Yaşam Down Sendromu Vakfı ,1996 yılında birkaç aynı soruna sahip ailenin katkıları ile kurulmuş.

2009 Aralık ayında tanıştım onlarla

40 haramiler fotoğraf grubu kurucusu, sevgili hocam Muammer Yanmazın vakıfla ilgili devam eden sosyal sorumluluk çalışmaları vardı ,2010 takvim fotoğrafları içinde bir grup çalışması yaptık bu vesileyle

O günden beri de hiç çıkmadılar aklımdan.

Vakfın yöneticisi sevgili Erdal Özkan ve Down Sendromlu dünya tatlısı oğlu Deniz kocaman gülüşüyle karşıladı  hepimizi .

Deniz çok çok güzel gülümsemesi olan  tam bir bilgisayar kurdu ve harika sesi var bir iki şarkılık küçük bir konser bile verdi bize :)

Yakın çevremizde yoksa çok bilmiyoruz ve bilmek istemiyoruz insanların yaşadıklarını .

Hele görünüşleri biraz farklıysa “Aman Allah korusun ” iyi ki bizim başımıza gelmedi” deyip devam ediyoruz hayatımıza

Down Sendromu Nedir ? Eksik değil fazlalar aslında bir kromozom fazla ..

“Doğanın tatsız Şakası “diye tanımlamış  Dr.Alper Mumcu ,burdan okuyabilirsiniz bilimsel tanımını .

Onlarla birlikte birçok Down Sendromlu çocuk ve ailesi vardı o gün vakıfta .

Benim dikkatimi çeken fazla olan kromozom sayıları değil ,herşeyi tam ! olan bir çok aileden daha fazla enerji  ve umut dolu  olmalarıydı .

Down Sendromu’nun bir hastalık değil genetik bir farklılık olduğunun bilinciyle ;

Çocuklarının, üretken ,önce kendilerine sonra topluma yarar sağlamak için birleşen ailelerin çabalarına saygı duydum ,bayıldım …

O gün karar vermiştim dönüşte bundan sonra olacak doğum çekimlerinden elde edeceğim gelirin minicik de olsa bir kısmını vakfa bağışlamak isteyecektim .

Sordum ” Nasıl ,Ne zaman ,Ne kadar isterseniz biz seviniriz ” dedi ve hiç merak etmedi .” Az gönderdin” , “Geç gönderdin “demedi, Erdal Bey .

Bir yıl boyunca devam ettim minik katkılarıma ,her sağlıkla dünyaya gelen bebeğimin  az da olsa bir yararı oldu  .

Daha önce açıklamadım ,yardımlar bağışlar gizli olmalı diye düşünerek ,reklam olarak algılanır yanlış düşünceler doğar diye korktum.

Bazı ailelerle paylaştım .Onlardan ayrıca bir talebim olmadı ama bilsinler istedim daha doğarken başkalarına da faydalı oldu bebekleri .

Ama bir yılın sonunda emekle çabayla kazanılan gelirin büyük bir kısmı vergi adı altında uçup giderken  ,

gönülden yapılan bağışların duyurulması daha doğru geldi bana .

Belki birilerinin daha dikkatini çeker daha çok yararlı oluruz diye düşündüm .

Dost Yaşam Vakfı, benim şimdilik ucundan azcık tutabildiklerimden biri ,bunun gibi çok bir çok vakıf bir çok maddi ya da manevi yardım bekleyen çocuk bebek var ,

Bu yıl farkındalıkların ve paylaşımların daha çok arttığı bir yıl olur umarım.

Dost Yaşam Vakfına ulaşmak isterseniz :

www.dostyasam.org

Ilknur-Ocak 2011

Facebook Twitter Email

Aile olmak…

Doğum  fotoğrafları ,bebekler ,çocuklar ve aile fotoğrafları ….

Fotoğraf , benim için hobi olmaktan çıktığından beri işimin en ağırlıklı konuları bunlar .

Yaşanan özel günlerin hikayesini yazmak fotoğraf kareleriyle .

Hiç tanımadığınız kişilerin hikayesini yazmaktan bahsediyoruz bazen ,hikaye yazmak o kadar kolay değil eğer bu konuda sizi derinden etkileyen bir kendi hikayeniz yoksa .

Kişilerin bir bakışından ya da sohbetlerimizden önce kafamda yazıyorum hikayeyi sonra da onlara ve kendime anlatmak için basıyorum deklanşöre ama galiba en çok kendi hikayemi yazıyorum her seferinde .

Doğumlar zaten her biri ayrı mucize ,ayrı heyecan .

Bebeklerin masum minicik suratlarına  bakmaya doyum olmuyor .

Ama en çok içimi titreten aile fotoğrafları …

Eskiden her ailenin mutlaka  bir hatıra fotoğrafı vardı hani mahallenin stüdyosunda çekilmiş ,şimdi vakit yok ya artık herkes koşturup duruyor bir yerlere ,onun yerine cep telefonlarıyla binlerce fotoğraf çekip hapsediyoruz bilgisayarlara onlarda silinip gidiyor zaman içinde .

Stüdyolar eskisi gibi aile fotoğrafları çekmiyor ki artık ondan mı vazgeçtik acaba ya da hep çekirdek aile yaşamları biri çekse öbürü yok karede boşver sonra deriz de kalır o çekilemeyen fotoğraf kafamızda.

Sonra mezuniyetlerde ya da  düğünlerde falan bir gayret saldırır şöyle okkalı bir aile fotoğrafımız olsun diye çektiriveririz o kargaşada birkaç poz  elimizi kolumuzu nereye koyacağımızı bilemeden .

Stüdyoya ya da özel mekanlara ihtiyacımız yok aslında aile olmak için ,

Hani öyle özel bir günde olmasına da gerek yok , evde keyifli bir pazar kahvaltısının ardından birbirine sarılıveren anneler babalar ve çocuklar .

Ya da torun ve evlat sevgisi gözlerinde şimşek gibi çakan dedeler ananeler babanelerin de olduğu An’lar.

Farkettim ki Aile fotoğraflarını çekerken çocuk gözüm çocuk yüreğim iş başında hep

Ailenin çocuğu gözünden bakıyorum fotoğrafa …

O çocuğa öyle bir kare kalsın istiyorum ki hiç unutmasın o sıcaklığı ömrü boyunca …

Sonraları yuvadan uçup gidince , herkese  başka yollar çizse de hayat ,

O kareye bakıp güvende hissetsin kendini diye…

ilknur -Ocak2011

Facebook Twitter Email

Yeni bir yıla daha umutla …

Bu sabah hala yoktu bende o beklenen yeni yıl heyecanı ,ille de her evde olmazsa olmaz ya her yıl çıkarıp yeniden süslediğimiz ağacı da atmıştım geçen yıl .

Her  evde ışıl ışıl ağaçlar rengarenk süsler dolup taşarken o ışıltıyı gözlerde yada insanların birbirine olan yaklaşımında göremediğimize mi  takılıyordum daha çok bilmem .Yeni yıl ağacı yerine çocuklar küçükken yaptığımız gibi odanın bir duvarına istediğimiz gibi resimler yapmak istedim ya da beyaz kartonlardan bulutlar kesip içlerine hayallerimizi yazalım yapıştıralım tüm evin duvarlarına falan diyecek oldum .

“Yok artık”dedi çocuklar zaten yorulmuş sıkılmışlar ha bire karton kes proje yap koşuşturmasındalar okulda sürekli

Bazıları gerçekten yararlı bazıları da mevzuata uymak için verilen tamamen gereksiz emeğin araştırmanın öğrenmenin hiçbir önemi olmayan sözde proje ödevleri…

“Of  bir akşam bu işte hop yeni yıl ne gerek var ağaçtı ışıktı böyle bir telaşa” “Zaten kafamıza estikçe müzik dinleyip dans etmiyormuyuz biz “diyecek oldum .

“Ama o bir gün işte -daha çok eğleniriz “dedi oğlum “Başka yılbaşı yokki bütün yıl “

Başka ne lazım dedim ,sanki bir görevim varmış da tam olsun diye detay soruyorum .

“Çekiliş hediyelerini aldık ama çok sevdiğim bir-iki arkadaşıma minicik hediyeler almak istiyorum anne”dedi kızım.

Eyvah ! dedim içimden ne yapıyorum ben ?

Çocukların boyları büyüdü ,yaşları büyüdü ya heyecanları  ,umutları ,dostlukları paylaşımları büyümesin  mi istiyorum .

“Tamam o zaman” dedim “Ben alıyorum bugün sizi okuldan ışıklı sokaklarda gezelim biraz  alalım biz de ağacımızı süsleriz akşama hep beraber

minik hediyelerimizi de alalım arkadaşlarımıza “

Haydi  gelsin bakalım Yeni Yıl ! Mucizelerle gelsin ,Umutla gelsin , Yılbaşı ışıkları sadece ağaçlarda değil gönüllerde ve gözlerde de olsun bu yıl …

Hem 2011 -1969= 32 edecekmiş diyorlar bu yıl . Tamam o zaman heyecanladım bak :)  gelsin bakalım bekliyoruz…

İlknur-29.12.2010

Facebook Twitter Email