Cemre

‘Gıkın çıkmazdı. Sessiz sakin bi’ çocuktun, elinde çomak saatlerce toprağı eşeler dururdun babannenin bahçesinde. ‘ diye anlatılan bir dönemi var çocukluğumun.

Delişmenliğe geçişim ne zamana denk gelir tam hatırlamıyorum ama sessiz kalıp toprakla uğraşırken düşündüklerimi çağırdım bugün zihnime.

O çomağın ucuyla yakaladığım solucanları, yüksek atlamada ne kadar başarılı olacaklarını test ederken dışarıdan sessiz görünsem de içim de kahkahalar patlattığımı hatırladım önce.
Karıncaların sıra sıra dizilip, mutfaktan aşırıp önlerine attığım ekmek kırıntılarını yuvalarına taşımalarını izlerken keşke yuvalarının bir kapısı babannemim tel dolabının altına açılsa da içeriye doluşup bayram etseler diye düşündüğümü de.

Sonra bu yaz başı , ilk kez kendi toprağıma zeytin diktiğimi.

Dikerken Nazım’ın ;
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, 
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, 
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, 
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, 
yaşamak yanı ağır bastığından.’    dizelerini hayata geçirebilme şansını yakaladığım için ne kadar şükretsem az olduğunu, doğayla iç içe yaşamaya başlayınca, belki de geç kaldığını düşündükçe iyice yapışıyorsun toprağa dediğimi hatırladım kendime.

Bizden önce oturanların bıraktığı limon ağacımı bana emanet edilmiş bir yavrucuk gibi sarmalayışımı, her sabah yapraklarını sevişimi, coştukça coşan begonvillerimi , gömdüğüm çekirdeklerden avokado ağacı çıkar mı ki diye nasıl heyecanlandığımı da andım.
Bu toprakların beni buluşturduğu gönlü derya dostlarıma da şükrediyorum dünden beri.


Toprağa düşmüş bugün cemre.
Hoşgeldin Bahar.

ilknur

06.03.2019 – İzmir