
“Çok gezen mi bilir çok okuyan mı ” demişler ya , kesinlikle çok gezendir demek gelir içimden her ilk defa gitiğim yerden döndüğümde .
Okumayı çok severim ama öyle durduk yerde hiç aklıma gelmez okuduklarım,
Zamanla da silinir gider bir çok gerekmedikçe kullanılmayan bilgi .
Gezip gördüklerimse hiç silinmeyen kayıtlar ; milyonlarca fotoğraf karesi gibi
dolanıp durur kafamın içinde ,
hep taze sanki hem de hiç sararıp solmayan fotoğraf kareleri hep canlı canlı .
Görerek kaydettiklerimi unutmuyorum ben evet ,
belki fotoğrafı da bu yüzden çok sevdim keşke daha önceleri keşfetseydim bu sevdamı
Çok bilmek değil de çok hissetmek aslında beni etkileyen ,
Hiç gitmediğim bir yerle ilgili ne kadar çok okusam ,filmler izlesem ,fotoğraflarını görsem de yeterli değil ,
ancak kısa bir süre bile olsa orada yaşamın içindeysem hissedebiliyorum
Ve hiç unutmuyorum o zaman .
Aslında insanları tanırken de geçerli değil mi bu ;
Hani yazılarına bayılırsınız ,düşüncelerini seversiniz ,hakkında okuduklarınızdan çok etkilenirsiniz de
Kısacık bir yüzyüze sohbette gözündeki bakış anlatır aslında gerçekten kim olduğunu ,
Hakkında okuduğumuz ne bildiğimiz değil de
O anda ne hissettiğimiz daha çok önemlidir ya onun gibi işte …
4 günlük bir iş seyahati için Şanghay’a giden eşinin peşine takılan çocuklarını yine annaneye satan anne sıfatıyla bulundum Şanghay’da
Cem işini hallederken ben de biraz fotoğraf çekerim , şehirde kaybolurum , değişik yerlerini keşfederim heyecanlandım .
Havalimanından otele varıncaya kadar etrafı gözlemleyip ” ı- ıh ” demiştim bile ,
Dev binalar ,bol ışıklar ,geniş geniş caddeler tamam da bir şeyler eksik gibiydi .
Aynı duyguyu Dubai ‘de de hissetmiştim ;
Şehrin belli bir bölgesinde upuzun bilmemkaç metre binalar ,süper lüks mağazalar , restaurantlar …
Sonradan parayla yaratılmış bir yapay şehir gibi, ruh eksik gibi …
Şehrin ruhunu bilmem ama bendeki ruh eksikliği gezinin sonuna kadar sürdü , çok heyecanlanamadım hiç …
Şanghay 23 milyon kişinin yaşadığı Çin’in en büyük ,dünyanın 8. en büyük şehri ,
öyle bir metro ağı varki o metro İstanbul’da olsa tüm yollar yayalara kalabilirdi .
Gökyüzü hep griydi ,garip bir grilik iç sıkıcı , sisli gibi

Sokakta ingilizce bilen birini bulmak çok zor ,
Tüm yazılar Çince, eğlenceli görünüyor rengarenk tabelalarda ama okuyamadıkça sinir basıyor bir süre sonra
İnsanlar genellikle güleryüzlü ve yardımsever ama ingilizce bilmediklerinden kaçmayı tercih ediyorlar daha çok .
Çocuklar ; Yine Hindistan’da hisettiklerimi hatırlattılar ;
” İnsanlığın ulusu yok aslında , hepimiz aynı bakıyoruz büyürken ; Masum ,ürkek , mutlu ,umutlu… “

Şanghay – Nisan 2011
Diğer Fotoğraflar için TIK’ıınız